Danışmanı ikna etmek…
Fi tarihinde, foo isimli bir bankanın yazılım geliştirme ekibi ile mevcut yazılım süreçlerini iyileştirmek için danışmanlık çalışması yapmak üzere toplantıya katılmıştım…
Toplantıya daha önce benden istenen gereksinimi, kullandıkları araçlar için özelleştirip, canlı bir demo yapacaktım… Bu minvalde toplantıda hazır bulunduk…
Banka ekibinin teknik liderlerinden bir meslektaş, mevcut süreçlerini ve problemlerini anlattı. Bahsettiği şeyin tanımı süreç değil, kaostu.. “Öyle durumlar oluyor ki, production koduna gidip düzeltme yapıp çıkıyoruz” dediğinde benim tepkim “bunun adı süreç ise, bu süreci biz üniversitede öğrenciyken yaptığımız projelerde kullanıyorduk” dedim. Elbette ortam soğumaya başladı.
Meslektaş, neden böyle olduğunu ve bu şekilde olması gerektiği üzerinde ısrarla durdu ve durum öyle bir raddeye geldi ki, sanki müşteri benim ve ikna olmam gerek. Benim tepkim sonucunda hava buz kesti: “O zaman beni neden çağırdınız ?”
Elbette hiçbir sonuç alamadık. Malesef müşteri tarafında özellikle kendi statükosunu korumaya çalışan ve yeni çözümlere “default” kapalı ve ön yargılı yaklaşan meslektaşlar var ve olmaya devam edecek. Bu başarısız işten sonra kendime çıkardığım dersi, merhum Turgut Özal’ın şu sözü ile özetleyebilirim.
Bürokrasiyi ikna etmek gerek.
Bugün bu yazıyı yazmamın sebebi ise, yine bu kurum ile ilgili şikayetlere rast gelmiş olmam. Hala bişey değişmemiş demek ki…