Peki “know-how” sonrası ?

Oturup düşündüğümüzde tarih boyu sistem, ihtiyacı olan kaynağı bir şekilde ortaya çıkarabilmiş ya da ihtiyaç olan  kaynağa alternatif olacak daha ucuz ve daha verimli bir çözüm ortaya çıkarabilmiştir… Sistemin bu konuda hiç sorunu olmadı…

Örnek verirsek; insanlar çoğaldıkça kıtlık baş gösterecek endişesi tüm çağlar boyunca gündeme gelmiş ancak, günümüze kadar kıtlık sıkıntısı olmamış, bilakis fazla kalori sebebi ile obez denilen illet çağımızda yaygın olarak bulunmaktadır. (Kişi başına düşen kalori miktarı her geçen gün artıyor)

Geriye dönüp bakalım… İnsanlar mağralardan çıkıp, birlikte yaşamaya başladığında ve tarım toplumuna geçtiğimizde en önemli kaynak “insan” dı (kol gücü).  Tarlada çalışacak, savaşa katılacak insan gereksinimi dolayısı ile büyük aileler meydana gelmiştir. İnsanların birlikte yaşaması için gerekli kanunlar (din) ortaya çıkmıştır / Tanrı tarafından iletilmiştir.

Tarım toplumundan sanayi toplumuna doğru evrilirken, artık kol gücünün yerini motor gücü almaya başlamış, dolayısı ile motoru çalıştıracak enerji sorunu baş göstermeye başlamıştır. Keza insanların birlikte yaşaması için gerekli kuralları artık anayasalar belirlemeye başlamış ve millet / ulus kavramları ile sınırlar çizilmeye başlamıştır.

Detayına girmeden şöyle geçmişe baktığımızda, sanayi toplumundan bilgi toplumuna doğru evrilen dünyamız, en önemli ihtiyaç olan, nitelikli bilgi / know-how için gerekli olan altyapıyı bize sağlamış durumda. Dünya, bilgi toplumunun işlemesi için gerekli olan demokrasiyi kör / topal da olsa bize sağlıyor. İnsanlar eskisinden daha çok konuşuyor, daha fazla etkileşime geçiyor ve dünyanın nimetlerinden daha fazla yararlanabiliyor. ( Burada bahsedilen insanlardan kastım, kapitalist sistem içinde katmadeğer üreten, sistem içindeki insanlar.. sistem dışında kalmış insanlar için bahsedilenler elbette tezat)

Nitelikli bilgi / know-how neden gerekli ? Problemler büyük. ( enerji problemi, küresel ısınma vb.) Bu problemlerin üstesinden gelmek için alternatif enerji kaynakları, düşük emisyon / yeşil motor gücü vb. gibi yeşilci teknolojiler ve dahası, bu problemleri ortadan kaldırmak için büyük bir hızla gelişiyor.

Benim merakım ise şu; önce insanlara bağımlıydık, bağımlılığı kaldırdık, motor gücüne döndük… Şimdi motor gücü için gerekli olan enerji tükenmeye başlayınca, tekrar nitelikli insan gücüne ihtiyaç duyduk…

Peki, ya sonra ? Ya da şöyle sorayım; bilgi / know-how paylaştıkça çoğalır ise ve talepten fazla arz edilen herşeyin değeri düşer ise, bir sonraki devinimde bizi ne bekliyor ?

Bu kadar arzın olduğu bir ortamda sistem, nitelikli insanlara nasıl talep ettikleri hayatı yaşama imkanı verebilir ?

Beyaz yakalılar ile mavi yakalılar arasındaki “gap” her geçen gün biraz daha yaklaşıyor…

Bilgi paylaştıkça çoğalır… peki ya sonra ?

Uzay filmlerinde de, hep göktaşı dünyaya yaklaşırken, göktaşını ortadan ikiye patlatır ve dünyayı kurtarırız…

Peki, ya sonra ortadan ikiye patlamış göktaşı ne olur ? gidip hangi gezegene çarpar ? çarptığı gezegen hangi uyduyu harekete geçirir ? domino etkisi döner dolaşır dünyayı bulmaz mı ?

Şimdi “know-how” zamanı, peki ya sonra ?

Senin fikrin nedir ?

Adın: (Gerekli)

E-posta: (Gerekli)

Website:

Yorum: