Girişimcilik ve Aşk…

9Girişimciler genelde optimist olmaları ile bilinir. Yeni girişimcilere her zaman fikirleri ve planları ile ilgili olarak kontratak fikirler sunduğunuzda, hemen savunma mekanizmaları çalışır ve ama ile başlayan cümleler kurulur… Ama biz şöyle… ama biz böyle… ama ama ama…

Bunlar işin doğası ve böyle olmak durumunda… Çünkü o duygu “aşk” gibidir… Gerçekten aşık olduğunda gözün hiçbirşey görmez…  Bir anda bütün rasyonel düşüncelerini kaybedersin ve bir pembe rüya uğruna bir çok saçma sapan işe kalkışırsın…

Aşkta kaybedersen ve o pembe rüya biterse, kaybettiğin geçen yılların ve harcadığın zaman,para, moral, emek, hayaller olur… Girişimcilikte de çok paralel şeyleri kaybedersin… Zaman, para, hayaller, emek vs…

Ancak hem aşk, hem de girişimcilik, sonunda kaybetsen bile, çok önemli dersler öğretir sana… Tecrübe dedikleri, herkesin söyleyip de anlamadığın o şeyleri anlamaya başlarsın… Babam gibi oluyorum dersin mesela… İhtiyar kurt’un bir zamanlar ben de senin gibiydim oğlum dediği duygunun ne olduğunu bilirsin artık…

Sırf bu duyguyu yaşamak için bile bir dönem aşık, bir dönem girişimci olmalı insan…

Aşık olmanın ve girişimciliğin yarattığı duygular birbirine o kadar benzer ki…

Tekrar aşık olabilirsin mesela… Girişimci olarak herşeye yeniden başlayabileceğin gibi… Üstelik girişimciliğin ilk yılları heyecan dolu iken, bir süre sonra bir monotonluğa girebilirsin.. Tıpkı, aşk gibi…

Girişimcilikte ve Aşkta ani duygu yoğunlukları yaşarsın… Sevdiceğin attığı bir mesaj seni havalara uçururken, 1 aydır beklediğin bir müşterinin negatif e-postası bütün gününü b.k edebilir…

Ne olursa olsun, aşk ve girişimcilik heyecan doludur… Heyecan verir ve heyecanlandırırsın… Sırf bu yüzden bile monotonluğu sevmiyorsan, hemen aşık olmalısın ya da girişmelisin delice hayallerine…

Girişimciler “sokak kedisi” gibidir… Bir sonraki haraketlerini kestiremezsin… Tıpkı çılgın bir aşığın bir sonraki manyaklığını kestiremeyeceğin gibi…

Benim nacizane tavsiyem ise, girişimcilikte ve aşkta, başladıktan bir süre sonra, o içinde bulunduğunuz pembe hülyaları sağlam temellere oturtun… Aşktan sevgiye doğru evriltin ilişkinizi… Girişiminizi de aynı şekilde… Zira aşk “hastalıklı” bir durumdur… ve hastalar acı ilacı almaya başladıklarında kendilerine gelirler…

İşin ucunda acı ilacı almak olsa da… aşık olun ve girişin… göreceksiniz ki aşık olmadan ya da girişmeden önce bıraktığınız siz ve aşık olduktan ya da giriştiken sonraki siz arasında, ciğercinin kedisi ile sokak kedisi kadar fark var…

ve biliriz ki, sokak kedisi sonuna kadar özgürdür :)

Senin fikrin nedir ?

Adın: (Gerekli)

E-posta: (Gerekli)

Website:

Yorum: