Kendi Yazılım Şirketini Kurmak (Rekabet)

Bir önceki yazımda kendi yazılım şirketini kurmak ile ilgili olarak genel bilgiler vermiştim. O yazıda altını çizdiğim konulardan biri “over engineering” hastalığından kurtulmak, diğeri ise “mutlak doğru” denen birşeyin olmadığı vurgusu idi…

Bugün anlatmak istediğim konu ise “rekabet”.

Özellikle benim gibi mühendis ve “geek” diye tabir edilen tayfanın anlamakta zorlandığı ve korktuğu bir konudur rekabet… Bir fikir bulduğuda google da aramaya bile korkardım eskiden…

Ya biri benden önce aynı fikri düşünmüşse ?

Zamanla öğrendiğim ise şu oldu: Rekabet çok iyidir.

Sadece tüketicilerin ve son kullanıcıların daha iyi servisler ve hizmet almasından öte, pazarda rakiplerinin olması demek, mevcut bir “pazar” a girdiğini belirten bir işarettir ve bu harika bişeydir. Demek ki bir ihtiyaç var, şimdi senin maharetin ise, mevcut ihtiyacı gideren ürün ya da hizmetleri iyice analiz edip, hizmetini ya da ürününü iyileştirerek fark yaratmak olacak. ( Emin ol, olmayan bir pazara girip “pazar” yaratmaktan çok daha basit bir işe kalkışıyorsun… Yine daha önce yazdığım ginger hikayesine göz atmanda fayda var)

Gerçekten korkulması gereken ise, fikrinin daha önce hiç kimsenin uygulamaya kalkmamış olması. Zira böyle bir durumda karşında iki seçenek vardır

  1. 99% ihtimalle böyle bir ihtiyaç yoktur, dolayısı ile başarısız olacaksın.
  2. 1% ihtimalle bir sonraki büyük avı sen yakaladın :)

Şimdi, rekabeti sevdiğimiz gerçeğini cebimize koyalım ve şu soruyu soralım kendimize…

Kime rakip olacağız ?

Güzel soru. Bu soruya cevap vermek için öncelikle kendine dönüp elindeki “asset” lere bakman faydalı olacaktır.

Ne yapabilirsin ?

Öncelikle ödevimizi yapalım, pazar araştırması yapalım… Bildiğiniz gibi iki tip pazar vardır. Dikey ve yatay.

Yatay pazarların çoğu şu anda çok büyük devler tarafından doldurulmuş durumda.. Örneğin, yeni bir veritabanı yazılımı yazsan, ya da yeni bir işletim sistemi yazsan,  böyle bir ürünün artık mevcut durumda pazarda tutunabilmesi zor… Bu yüzden odaklanılması gereken doğru pazar dikey bir pazar olmalı. Her ne kadar yatay pazarlardaki pazar büyüklüğü ağzını sulandırsa da, küçük ve orta çaplı (5-9 kişilik) bir yazılım şirketi için dikey pazarlarda da çok fazla şans var…

Zira, büyük devler, dikey pazarı küçümsediklerinden, fizibilitelerinde o pazarı “girmeye değmez” göreceklerdir… Oysa senin için yıllık 4-5 milyon $ ciro gayet iyi bir rakam olmalı :)

Dikey pazarların en büyük gereksinimi ise şüphesiz “alan uzmanlığı”. Niche bir alan bulup, o alanda bir yazılım geliştirmek için, o alanı gerçekten iyi bilmeniz gerekir. Örneğin İK yazılımı yapan bir firmanın, sosyal açıdan İK ile ilgili olarak teorik ve pratik bilgilerinin olduğunu, teknik açıdan HRXML standartlarını takip ettiğini varsayıyorum :)

Bu yazıya da burada son verirken, özetle dediğim gibi “rekabeti sevin”. Odanıza girip, kimsenin yapmadığı fikri gece gündüz çalışarak ortaya çıkardıktan sonra kimsenin ilgilenmediğini görmek, sizi üzmesin :)

2 Yorum yapılmış »

  1. Eray USTA der ki,

    Mayıs 13, 2009 @ 02:05 sularında yazmış

    Yazı çok güzel olmuş. Bugüne kadar 3 tane kendimce bomba olan fikirlerimin aslında yapılmış olması gerçekten çok üzücüydü. Hele bir tanesine bir hafta kimseciklerle paylaşmayıp üzerinde çalıştım. Sonuç malesef rastgele gezerken o fikrin yapıldığını gördüm. Hatta üyeliği 10-15 dolardı. Yıkılmıştım o an :( Rekabete gelince bana kalırsa benim fikirlerim hep web üzerine oluyor. Ve rekabete girmektense ilk olmayı düşünüyorum.

  2. Ersan Bilik der ki,

    Mayıs 13, 2009 @ 03:28 sularında yazmış

    Eray bence pazarda ilk olmak elbette büyük avantajlar sağlayacaktır ancak, arkadan gelen olsan bile bir süre sonra o pazarın lideri olmaman için hiçbir neden yok… Buna en bariz örnek ise bildiğin gibi google :)

    Bence vazgeçmemeliydin… Hep derim, bırak onlar senden korksun :)

Yorumlar için RSS · Kalıcı Bağlantı URI

Senin fikrin nedir ?

Adın: (Gerekli)

E-posta: (Gerekli)

Website:

Yorum: