Pazarlamanın değişmez 22 kanunu (Kategori)

Kategori kanunu der ki; eğer kendi kategorinde bir numara olamıyorsan, yeni bir kategori yarat. Aslında bu tanım, “mevcut bir kategoriye ait olan ürünü farklılaştırmak” şeklinde yorumlanabilir. (Örneğin, cep telefonu -> iPhone gibi)

Genelde yeni girişimciler, herhangi bir ürün ortaya koymak istediklerinde, piyasadaki mevcut ürünlerden daha iyi bir ürün ortaya koymaya çalışırlar. Oysa, piyasadaki mevcut ürünlerden farklı olmak çoğu zaman çok daha önemli bir argüman. Zira her farklılık, yeni bir kategori, her yeni kategori ise, o kategoride yeni bir lidere tekabül ediyor. Bir diğer deyişle, büyük bir pazar, aslında o pazar altında yer alan ürün kategorilerinin toplamından oluşmakta ( ki herhangi bir e-ticaret sitesine girdiğimizde bu detayı navigasyon menülerinden okumak gayet basit :) )

Yazının devamını oku »

Pazarlamanın değişmez 22 kanunu (Liderlik)

Liderlik kanunu der ki; herhangi bir kategoride birinci olmak önemlidir. İnsanlar çoğunlukla herhangi bir kategoride bir numaralı oyuncuyu rahatlıkla söyleyebilirken, ikincinin ismi akıllarına bile gelmez. Örneğin, aspirin tartışmasız ağrı kesici kategorisinde ilk akla gelen marka, peki ikinci kim ? novalgin ? gripin ?

Ries & Trout kitabında herhangi bir kategoride birinci olmak için, pazara ilk giren olmak gerektiğini de savunuyor… Ancak bu duruma çok fazla istisna da mevcut;

Örneğin Excel ilk spreadsheet uygulaması değildi, ancak şu anda birinci sırada.
Keza google ilk arama motoru değildi, ancak şu anda birinci sırada.
Visual Studio ilk IDE değildi, ancak şu anda birinci sırada.

Örnekler arttırılabilir ancak kanun açık ve net; herhangi bir kategoride birinci olmanın çok büyük getirisi var. Sıfırdan bir kategori oluşturmak gerekse bile, her zaman olmasa bile çoğu zaman buna değer.

Örneğin, kendi bağlamımızda yazılım ve efor metrikleri çözümü sunan ilk firma değiliz. Ancak visual studio ortamına entegre bir şekilde bu ölçümü dinamik olarak yapan başka bir çözüm mevcut değil. Dolayısı ile, visual studio pazarına ilk giren ürün olmanın faydalarını görüyoruz :)

Pazarlamanın değişmez 22 kanunu

Pazarlama ilmini “hype” , “buzz” v.b. olarak görmek sanırım haksızlık olur… Her imajın arkasında müthiş bir sanat ve strateji vardır… Talihsizlik ise, bazı yöntemler bu imajı insanın gözünün içine sokar, itici olur… Bazı stratejiler ise öyle bir aura yaratır, dolayısı ile tüketicinin yaratılan imaja sahip olma arzusu gıdıklanır… Konuyla ilgili özellikle bilişim sektöründe de bariz örnekler var… Gören göz bunları ayırt edebildiğinden örnekleme yapmanın pek anlamı yok…

Ancak, pazarlama ilmini tek kelime ile açıklamam gerekse idi, şüphesiz cevabım iceberg olurdu. Görünen yüzü “marcomm” – marketing communications, görünmeyen yüzü ise “strateji” olarak özetlenebilir.

Yazının devamını oku »

Kendi yazılım şirketini kurmak (Sebaat)

Gece gündüz çalıştın, didindin, sabahlara kadar gözlerinin feri akarcasına oturup bugları ayıkladın, tasarımı giydirdin ve büyük gün geldi…

Tüm testleri bitirdin, sunucuya dosyaları gönderdin ve ta-da. Girişimci olduk ! Sitemiz hazır…

Friendfeed’de duyurduk, twitterda önümüze geleni takibe aldık… Facebook grubumuzu kurduk… Uluslararası konferanslarda girişimimizi tanıttık… Kitapta yazılan herşeyi harfi harfine uyguladık… Herkes süper, harika, muhteşem dedi… Bir iki dost blog yazıları yazdı…

….

….

….

Eee ? Neden olmuyor ???

Yazının devamını oku »

Danışmanı ikna etmek…

Fi tarihinde, foo isimli bir bankanın yazılım geliştirme ekibi ile mevcut yazılım süreçlerini iyileştirmek için danışmanlık çalışması yapmak üzere toplantıya katılmıştım…

Toplantıya daha önce benden istenen gereksinimi, kullandıkları araçlar için özelleştirip, canlı bir demo yapacaktım… Bu minvalde toplantıda hazır bulunduk…

Yazının devamını oku »

Windows 7 ile şöyle bir tur attım…

Microsoft’un yeni işletim sistemi Windows 7 yi biraz kurcaladım… Yeni ne var ne yok şöyle bir bakalım…

Yazının devamını oku »

Visual Studio ve Team Foundation Server 2010

Girişimcilik, şirket kurmak vs. derken teknik içerikli yazıları da unutmamak gerek sanırım 8^)

Geliştirdiğimiz ürün gereği (dev \ efor)  Microsoft’un yazılım geliştirme platformu olan .NET ve bidiğiniz gibi .NET platformunda yazılım geliştirmek için yine Microsoft’un sağladığı Visual Studio ve Team Foundation Server araçlarının en son sürümleri olan ( versiyon 10) Visual Studio 2010 ve Team Foundation Server (TFS)  2010 beta 1 sürümleri ile şöyle bir tur atayım, bakalım nasıl olmuş dedim…

Yazının devamını oku »

Kendi Yazılım Şirketini Kurmak (Yetenek Yönetimi)

Yazılım şirketi kurarken en büyük şansın (ya da şansızlığın)  sanırım yetenekli insanlarla beraber çalışabilmeyi sağlamak… Topluluk içinde bazı insanlar, farklı konularda diğer insanlara nazaran farklı davranırlar ve özelliğin niteliğine göre bu farklılık, diğer insanlarda geliştirilebileceği gibi, kimi yetenekler üzerinde çalışılsa bile, maalesef belirli bir seviyeyi aşamazlar.

Oysa, içinde bulunduğumuz dünyada kullanıcıların hizmetine sunulan bir çok araç, ürün, servis vs. temel olarak normal insanların kullanabileceği şekilde tasarlanır, geliştirilir ve hizmete sunulur ( zira pazar büyük :) ). Bu ürün, servis ya da hizmetlerde “olağan dışı” herhangi bir farklılık sezmezsiniz çünkü, o ürünü ya da hizmeti geliştiren ekiplerde olağan dışı bir “kişi” yoktur. Statüko kuralları geçerlidir ve motto şudur: “gardını al, pozisyonunu koru”… Böyle ortamlardan farklı bişey nadiren çıkar… ( bu tür ortamlarda en çok duyduğum cümlelerden biri şu idi: “çalışıyoo mu ? çalışıyooo” )

Yazının devamını oku »

Kendi Yazılım Şirketini Kurmak (Rekabet)

Bir önceki yazımda kendi yazılım şirketini kurmak ile ilgili olarak genel bilgiler vermiştim. O yazıda altını çizdiğim konulardan biri “over engineering” hastalığından kurtulmak, diğeri ise “mutlak doğru” denen birşeyin olmadığı vurgusu idi…

Bugün anlatmak istediğim konu ise “rekabet”.

Yazının devamını oku »

Kendi yazılım şirketini kurmak…

companyNihai hedef sanırım her yazılım geliştirici için kendi yazılım & danışmanlık şirketini kurmaktır… Yeni girişimciler daha önce belirttiğim gibi ruh-i haliyeleri itibari ile “overdose optimist” olduklarından pek fazla çevrelerinin önerilerini ve ikazlarını dinlemez ve bir an önce “girişmeye” odaklanırlar…

Açık ve net belirtmek istiyorum, yaşlıların “tecrübe tecrübe dedikleri, sıradan bir senenin 25-30 kez tekrarlanmasından ibarettir” diyen Emre Yılmaz’a katılıyorum. O yüzden beklemeden “girişin”. Tecrübe maçı seyrederek değil, maçın içinde oynayarak kazanılır.

Yazının devamını oku »