The Özal (1)
Merhum Turgut Özal ile ilgili olarak anı-kitap tadında yazılmış ve onu tanıyan yakın çevresi ile yapılan röportajlardan derlenmiş The Özal – Bir Davanın Öyküsü kitabını okuyorum…
Bu mivalde hazır kitabı okurken, kitapta altını çizdiğim önemli satırları blogumda paylaşarak kitaptaki ilginç bulguları beyin süzgecimden de geçirerek, blogumu takip eden dostlar ile paylaşmak istiyorum…
Malatyalı Özal’ın babası Ziraat Bankası Müdürü(medrese eğitimi almış, arapça, farsça ve osmanlıca biliyor – matematiği kuvvetli), annesi ise ilkokul öğretmeni (mektepli, dini terbiye almış – matematiği kuvvetli)… Aile, Malatya’nın elit aileleri arasında.
O dönem komşu olduğu & çocukluk arkadaşlarından bazıları: Hasan Celal Güzel, Hüsnü Doğan, Recai Kutan
İlk okulu Söğüt & Silifke’de, orta okulu Mardin’de, Liseyi Kayseri’de bitiriyor.
İlk altını çizdiğim konulardan biri Özal’ın küçükken yaşadığı merkepten (eşek) düşme hadisesi.. Özal, merkepin çifte atması sonucu sert bir kayaya dirseği üzerine düşüyor ve kolu birkaç yerden kırılıyor… Hangi doktora göstermişlerse fayda etmiyor ve kolun kesilmesi gerektiği söyleniyor… Ama Özal kolunu kestirmiyor ve şimdilerde “alternatif tıp” adı verdikleri eski usullerle bir kırık-çıkıkcıya kolunu tedavi ettiriyor ve kolu kurtarıyorlar ama kırık kolu sağlam kolundan kısa kalıyor… Bu nedenle Özal, çok istediği askerliğe (pilot olmak istiyor) veda ediyor…
İTÜ Elektrik Mühendisliği bölümünde üniversite hayatına başlıyor… O dönem DP (Demokrat Parti) savunucusu, muhafazakar kısmı temsil ediyor. Kardeşi Korkut Özal (İTÜ İnşaat Mühendisliği) o yıllarda siyaset konusunda Turgut’a göre daha proaktif (Fakülte Cemiyetlerini kuruyor, başkanlığını yapıyor) ancak Turgut’da destekliyor. Bu yıllarda Recai Kutan’da sıkı arkadaşlar. Ali Fuat Başlıgil, Doç. Nurettin Topçu, Peyami Safa gibi isimler ile yakından tanışma & fikir alışverişleri içinde bulunuyorlar… ( ilginçtir, o dönem Recai Kutan & Özal kardeşler çok yakınken, Recai Kutan’ın İTÜ’ye girdiği sene mezun olan Erbakan ile pek samimiyeti yok)
46 dönemi gençliğinin de ruh-i haliyesi pek enteresan. Oldukça ateşliler. Örneğin, uluslararası bir güreş müsabakasında hakemin Türk güreşçiye haksızlık ettiğini düşünürlerse hemen o ülkenin konsolosluğunun önüne gidip olay çıkartıyorlar… Bir Türk Dünyaya Bedeldir lafı o dönem gençler arasında hafızalara işlendiği görülüyor…
Keza “Milli Şeflik” döneminden sonra CHP’ye karşı muhafazakar kesimde oluşan tepki DP ile karşılık bulunca, özellikle genç dimalar arasında oldukça büyük bir “duygu patlaması” yaşanıyor… Bir örnek vermek gerekirse, o dönem vefat eden vefat eden Mareşal Fevzi Çakmak’ın cenazesi kaldırılırken Türkçe yerine Arapça ezan okunması (ki o dönem ezan Türkçe okunuyordu, ezan’ın arapça okunmasının yolunu DP iktidarı açmıştır) muhafazakar gençlerde büyük bir duygu yoğunluğuna sebep oluyor…
O dönem dini eğitim anlamında muhafazakar öğrenciler arasında bir ihtiyaç olduğundan, bu eğitimlerini (günümüzde de pek farklı olduğunu düşünmüyorum) hoca-talebe münasebeti ile dergahlarda yapılıyor… Turgut & Korkut Özal’ın o dönem bu sohbetlere katıldığı görülüyor… Kendisine dini anlamda ilmi konuları istişare ettiği kişiler Abdulaziz Efendi ve Mehmet Zahid Kotku (Gümüşhanevi Dergahı Şeyhi , Abdulaziz efendinin yakın arkadaşı)
Turgut Özal’ın Mehmet Zahid Kotku’dan etkilendiğine, bazı önemli kararlar almadan önce duasını istediğine dair anılarda yer veriliyor.
Turgut Özal mezun olduktan sonra Malatya’ya dönüyor ve DSİ’de göreve başlıyor, bir sene sonra Korkut Özal Malatya’ya dönüyor ve o da DSİ’de göreve başlıyor. Recai Kutan’da Korkut Özal’dan bir sene sonra Malatya’ya dönüyor ve o da DSİ’de göreve başlıyor.
Süleyman Demirel ile DSİ’de tanışıyorlar. 51-52 arası Demirel baraj projelerinin inşaat kısımlarını çizerken, Özal bu projelerin elektirik kısımlarını çiziyor… Birlikte birkaç proje geliştiriyorlar.
Bu dönemde Adnan Menderesi “plan” fikri ile ikna etmeye çalışıyorlar. Devlet Planlama Teşkilatı’nın kuruluşunda Demirel, Özal yer alıyor. Menderes ile bu şekilde tanışıyorlar.
Yine o yıllarda ilk kez ABD’ye gidiyor. Çat-pat ingilizcesi ile. ABD’de oldukça etkileniyor, “Bir Türk Dünyaya Bedeldir” görüşü sarsılıyor. “Her birimiz dünyaya bedelsek, niye bizim Anadolu’da her yer virane halinde de bu bir tanesi dünyaya bedel olmayan bu adamlar bu gökdelenleri nasıl dikiverdiler, böyle bir şehir, böyle bir teknik uygarlık yarattılar” düşüncesi beyninde çalkalanıyor o dönem…
Yine o yıllarda Malatya’da Ayhan Hanım’la ilk evliliğini yapıyor ancak senesi dolmadan boşanıyorlar. Daha sonra Semra Hanım’a evlilik teklifi ediyor ve Semra Hanım’ın tabiri ile “oldu bittiye getirdi” şeklinde evleniyorlar.
Devlet Planlama Teşkilatında askerlik görevine başlıyor… O Yıllarda yarı-zamanlı olarak ODTÜ’de matematik derslerine giriyor. Öğrencilerinden biri Emin Çölaşan‘dır. Emin Çölaşan, Özal’ın matematik derslerinde kopya çektiğini itiraf ediyor. Daha sonra Özal, Emin’in derslerde kopya çektiğini seziyor ve ilerleyen yıllarda DPT’de Emin Çölaşan’ı görünce, Emin Çölaşan’ı kovduruyor. (Emin Çölaşan’ın tabiri)
Askerlikten döndüğünde ihtilal sonrası bir parti kurulması planlanıyor. (Adalet Partisi) AP kurulum sürecinde Demirel siyasete atılırken Özal Elektrik İşleri İdaresi’nde görevine devam ediyor. Bu süreç içinde AP’ye destek veriyor, Demirel, Özal, Erbakan birlikte çalışıyorlar. İhtilal sonrası muhafazakar kesimi temsil etmesi için AP’nin gerekliliğine inanıyorlar. Zaten bildiğiniz gibi o dönem Adalet Partisi, Demokrat Partinin uzantısı olarak görülmüştü ve seçimlerde yaklaşık 34.8% oy almıştır.
CHP-AP koalisyonundaki hükümet sürecinde Demirel tarafından Devlet Planlama Teşkilatı Müsteşarı görevine getiriliyor (daha sonra Demirel’in siyasi rakibi olduğunda Demirel, Özal için “benim müsteşarımdı” diyecektir).
Bürokrat olarak gayet başarılı, hızlı ve bürokrasiden nefret ediyor. Bu yetenekleri elbette özel sektörün gözüne çarpıyor. Sakıp Sabancı ile tanışması da o yıllarda vuku buluyor. Sakıp Sabancı defalarca kez Özal’ın Sabancı Holding için çalışmasını teklif etmişse de Özal o sıralar bu teklife sıcak bakmıyor. (Süleyman abi’si önce bir yurt dışı deneyimin olsun, ondan sonra özel sektöre gir diyor)
12 Mart 1971 Muhtırası ile Özal görevden alınır ve arkadaşı McNamara Özal’ı ABD’ye davet eder. Özal ABD’de dünya bankası için çalışmaya başlar. Yaklaşık 2.5-3 sene ABD’de yaşayacaktır. Hanımı Semra Özal o 3 sene için “hayatımızın en güzel yıllarıydı” diyecektir.
Dünya bankasında çalışırken Süleyman Demirel’e , Ecevit’e mektuplar yazıp beklenmekte olan Petrol Krizini bildirmiş, fikirlerini iletmiştir. ABD hayatı onun hayatında derin izler bırakmış, “biz niye kendi ülkemizde bu olanaklara sahip olmayalım” fikrini etrafına empoze etmeye çalışmıştır. O dönem Harvard Business’da okuyan ve Stajer olarak Dünya Bankası’nda çalışan Erol Aksoy ile tesadüfen yemek sırasında tanışmış ve mezun olunca ABD’de kalmayı düşünen Erol Aksoy’u Türkiye’ye dönmesi için ikna etmiştir.
ABD’den döndükten sonra Sabancı ile birlikte çalışmaya başlamıştır. Önkoşul olarak Adana’da ki Sabancı merkezini istanbula taşımasını istemiştir. O dönem Sabancı karşı çıksa da daha sonra “yaptığımız en önemli iş buydu” diyecektir.
(devam edecek…)